15 Kasım 2009 Pazar
yukarıya bak...


Çok zamandır kırgın bize Dünya,
Ne hayaller kaldı, ne de rüya,
Umutsuzken bir yol ararsan,
Ay bi yanda, sen bi yanda,
Güneş bi yanda, ben bi yanda,
İzle...

Yukarıya bak ağlarken,
Buraya kadar geldik,
Bu oyuna karar verdik,
Bilmeli sevmeli...
Yukarıya bak ağlarken
Kime ne zarar verdik,
Kahredeni affettik,
Gülmeli geçmeli...
Yukarıya bak!
Yukarıya bak!...

Son bahardır belki bu ömrümüzde,
Çıkartalım keyfini gönlümüzce,
Huzursuzken bir dost ararsan,
Hak bi yanda, her bi yanda,
İster anla, ister inanma,
İzle...

Yukarıya bak ağlarken,
Buraya kadar geldik,
Bu oyuna karar verdik,
Bilmeli sevmeli...
Yukarıya bak ağlarken
Kime ne zarar verdik,
Kahredeni affettik,
Gülmeli geçmeli...
Yukarıya bak!
Yukarıya bak!…

Yukarıya bak ağlarken,
Buraya kadar geldik,
Bu oyuna karar verdik,
Bitmeli, bitmeli...

ogün şanlısoy

devamı...
şu vakit kayda geçmiştir: 14:47 ve bu konuda 0 tane ahkâm vardır
04 Kasım 2009 Çarşamba
Hadi tevekkülle gül...


Gurbet gömlek gömlek…
Yalnızlık katmer katmer…
Avuç içleri açıkta, yürek yağmalanıyor…
Gönül hüzünle örtülü…

Yalnızlık denizinde yüzmeyi bilmiyorsan, öğrenmekten başka çaren var mı? Yakın kim? Sevgili ne kadar sayar? Aşk ne işe yarar?

Kalp kaynamadan hikmet taamları nasıl pişer? Öyle acı ateşler vardır ki ancak kalp bilir tadını. Kim nasıl tarif edebilir onu? Kelimeler kaybolur, sözler sükût eder, sazlar kırılır acıdan…

Sen varsındır, bir de senle beraber kederin… Kelimesiz ve sessiz konuşursun kederinle… Kimse duymaz, kimse görmez seni… Gecenin koynunda iniltilerle inliyorsundur…

Kesret kanatır yaralarını… Kalabalıkların kabullenişi kandırıcıdır… Araftasındır… Kaçmak istersin de kaçamazsın Kaf dağlarının ardına…

Yollar kıvrılır durur önünde… Düğüm düğüm döner uzayıp giden günler… Bir ağaç ararsın gövdesine yaslanacağın, gölgesinde serinleyeceğin… Sıcak rüzgâr kumuyla vurur yüzüne…

Yüzün yere eğik yürürsün gündüz ve gecede… Gece ve gündüz eşittir şavksızlıkta… Gün ışığında kandil de olsa elinde bir işe yaramaz… Leylasızsındır Mecnun çöllerde…

Göğe bakarsın, bakışların Ay’sız yere düşer… Tesellisizdir yıldızlar… Siyahî bulutlar gezinir üstünde, sığınacak sıcak bir sevgi, saracak bir şefkat ararsın… Üşürsün…

Bülbüller çile çınlatır kulaklarına… Gözlerin görmez olur gül güzelliğini… Ellerin kanar çiçek dikenlerinden… Düşüncelerin darmadağın… Duyguların durgun ve donuk…

Hikmet açlığından yüreğine taş bağlayasın gelir, sökecek bir taş bulamazsın… Baka kalırsın yol üstünde… Yürümeye mecalin yoktur… Kalkıp koşmak istersin, kayarsın…

Her yeri karamsarlık karanlığı mı kaplamış? Hiç mi ışık yok? Yollar bitmiş, her şey tükenmiş mi? Kalp kimsesiz mi? Kapılar kapalı mı? Sevgi serap olmuş, şefkat kaçmış mı? Vefa ulaşılamaz mı olmuş? Dostluklar tüketilmiş, hoşgörü hiçliğe mi atılmış? Anlayışlara duvar mı örülmüş?

Ne arıyorsun, nerede arıyorsun? Karanlık olmadan ışık, hastalık olmadan şifa, dert olmadan deva, sıkıntı olmadan ferahlık bilinebilinir mi? Bilinirlik bilinmezlik örtüsünün altında… Zıtlar dünyasının izafiliğinde üzülüp sevinmiyor muyuz?

Görünmek isteyen Rahmet, dert, keder olmadan nasıl bilinecek ve görülecek? Keder kader değil, asıl keder kaderi kabullenememek… Rahmeti itimat onun celbine vesile, tenkit ise terkine…

Her şey geçicilik nehrinde akarak eriyor… Nehir ne kadar çağlasa da sükun denizi hepsini yutuyor… Ömür uzun değil, ölüm uzak değil… Uzun olan elemlere götüren emeller…

Yerin renkli çiçekleri kara topraktan, göğün aydınlık yıldızları karanlıktan çıkmıyor mu? Yıldız ve çiçeği buluşturan yakınlık, görmeyi “görmek”le mümkün… Karanlıkta hikmet ışıkları çakabiliyorsan gurbet gömleği vuslat elbisesine dönüşüyordur…

Yalnız olan yalnızlıktır… Kainat sevgi hamurunda şefkatle yoğrulmuşsa küreler ve kalp birbirinden uzak değildir…Sonsuzluk soluklarımız kadar yakındır…

Kabuğunu kırmayan çekirdek çürümeye mahkumdur… Kalp kabuğunu kırmadıkça, dert yalnızlığında yokluklara yuvarlanacaktır…

Kabuk acı ile çatlar, sonrasında şefkat gövdesi sevgi dalları üzerinde hikmet meyveleri görünür… Böylesi bir ağaç olmak için acıya sabır, kedere kabullenmek gerekiyor…

Bir acı çekirdek yüzlerce tatlı meyveye “meyve” veriyor… Toprak altında yalnız olan çekirdek, göğün göğsüne sevgi ve şefkat nişanesi olarak asılıyor…

Acıların açtığı kapıdan sabırla yürüyen, ömür ağacında sonsuzluk meyvelerini yetiştiriyordur… Üzüntüler üzülmeye değmez… Hadi tevekkülle gül, o da gülsün…

hüseyin eren

devamı...
şu vakit kayda geçmiştir: 20:43 ve bu konuda 0 tane ahkâm vardır
17 Ekim 2009 Cumartesi
bir daha dünyaya gelsem...

dünyaya yeniden gelme şansı bana verilseydi eğer;
  • meloyla 5 yıl daha erken tanışmayı isterdim.
  • silik ortaokul hayatımı parlatır, parlak lise hayatımı devam ettirirdim
  • insanlara hak ettikleri kadar değer verirdim.
  • saldırgan yapımı dizginlemeyi kendime daha erken öğretirdim
  • Hz. Mevlana'yı dinler, gecelere tenezzül dahi etmez yatağıma girer uyurdum
  • babama beni kırdığında değil, öğrenmeyi istediğim şeyleri engellediğinde tavır alırdım
  • ingilizceyi bırakmaz, almancaya başlardım...
  • beş vakit namaza bağımlı olmayı, günde en azından tek sayfa Kur'an okuyabilmeyi isterdim
  • gitarı elimden bırakmaz, bağlamayı da kendime öğretirdim
  • en azından 3 ayda bir, bir tek sigara içmeyi isterdim
  • 27 senelik hayatımın bir yerinde kalbimi kırmış olanların, şu an çok güzel yerlerde olduklarını görmemeyi isterdim...
  • anneme, o tek damlanın gözümden aktığı o ânı yaşatmazdım!
  • herkese "dostum" diye hitap etmezdim...
  • özel durumumu içime atar, gerekirse hasta olurdum ama kimseyle paylaşmazdım.
  • kürtten, zazadan dost veya yar edinmezdim!
  • kendime profesyonel bir fotoğraf makinesi alırdım.
  • php'ye biraz kafa yorardım.
  • onu, o kasım günü, gurbette ilk kalbimi kırışında kapının önüne koyardım!
  • kendime daha çok güvenirdim.
  • beni hor görene asla ikinci bir şans tanımazdım.

devamı...
şu vakit kayda geçmiştir: 06:13 ve bu konuda 0 tane ahkâm vardır
14 Ekim 2009 Çarşamba
keşke'ye dair...

Teypte eski bir Cohen şarkısı:
"Yolumu gözleyen bir kadını terk ettim / karşılaştık bir süre sonra / ‘Gözlerinin feri sönmüş’ dedi bana: / ‘Aşkım, ne oldu sana?’/ Böyle gerçeği söyleyince / ben de doğru söylemeye çalıştım ona / ‘Senin güzelliğine ne olduysa’ dedim, / ‘benim gözlerime de o oldu’.

* * *

8 - 10 dizeye sıkışmış hazin bir aşk hikayesi...
Buruk; kırılmış oyuncaklar kadar...
Ve yenik; "keşke"li cümleler gibi...
Bu sözcüğü kaç konuşmanızın başına eklemişseniz onca ıskalamışsınızdır hayatı...
Dört mevsimlik bir sene olsa ömür, "keşke", onun güzüne denk gelir.
Hepten vazgeçmek için erkendir, telafi etmek için geç...
Mağlubiyetin takısıdır "keşke"...
Kaçırılmış fırsatların, bastırılmış duyguların, harcanmış hayatların, boşa yaşanmış ya da hakkıyla yaşanamamış yılların, gecikmiş itirafların ağıtıdır.
Çarpılıp çıkılmış bir kapıda, yazılıp yollanmamış bir mektupta, göz yumulmuş bir haksızlıkta, vakit varken öpülmemiş bir elde, dilin ucuna gelip ertelenmiş bir sözdedir.
Feri sönmüş bir çift gözde ya da yitip gitmiş bir güzelliğin ardından iç çekişte...
"Yolunu gözlemeseydim", "öyle demeseydim", "terk edip gitmeseydim", "en güzel yıllarımı vermeseydim" diye diye sızlanır gider.

* * *

"keşke"nin panzehiri "iyi ki"dir.
İlki ne kadar pısırıksa, ikinci o denli yiğittir.
"keşke", çoğunlukla bir "ahh'la kopup gelir ciğerden... esefler, hayıflanmalar, yerinmeler sürükler peşinden...
"İyi ki" ise, muzaffer bir "ohh'la büyür; cüretiyle övünür.
"keşke"li cümlelerde nasıl yaşanmamışlığın, yarım kalmışlığın o ezik tuzu kuruluğu varsa, "iyi ki"lilerde de göze alabilmişliğin, riske girebilmişliğin, tadına varabilmişliğin mağrur yaraları kanar.
Okulu hiç kırmamışsınızdır, sinemada öpüşmemişsinizdir; dokundurtmamışsınızdır kendinize, bir kez olsun gemileri yakmamışsınızdır.
Konuşmanız gerektiğinde susmuş, koşacağınız zaman durmuş, sarılacağınız yerde kopmuşsunuzdur.
Bir insana, bir işe, bir davaya ömrünüzü adamışsınızdır.
O insanın, o işin, o davanın, bunu hak etmediğini sezmenin hayal kırıklığındadır "keşke"...
"Şimdiki aklım olsaydı" dövünmesindedir.
Geriye dönüp baktığınızda, ayıplara, yasaklara, korkulara, tabulara feda edilmiş, "Ne derler"e kurban verilmiş, son kullanma tarihi geçmiş bir yığın haz, bilinçaltından el sallar.
"keşke"cilerin hayatı, kasvetli bir pişmanlıklar mezarlığıdır.
"İyi ki" öyle mi ya!...
Onda, yara bere içinde de olsa, yana yana, ama doyasıya yaşamış olmanın iç huzuru ve haklı gururu haykırır.

* * *

"İyi ki"lerinizi toplayın bugün ve "keşke"lerinizden çıkartın.
Fazlaysa kardasınız demektir.
Aldırmayın yüreğinizdeki kramplara, mahzun hatıralara... Rüzgarlarla koştunuz ya...
"keşke"leriniz, "iyi ki"lerden çoksa...
Telafi için elinizi çabuk tutun.
Tutun ki, yolunuzu gözlerken terk ettiğinizle bir gün yeniden karşılaştığınızda siz susarken, feri sönen gözleriniz "keşke" diye nemlenmesin...

Can Dündar

devamı...
şu vakit kayda geçmiştir: 14:56 ve bu konuda 0 tane ahkâm vardır
11 Ekim 2009 Pazar
ben de senden vazgeçtim...

* Kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim.

* Canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını, kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim.

* Bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim.

* Gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim.

* Her sabah benimle uyanmak istemediğini, geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim.

* Düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin için vazgeçtim.

* Ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim.

* Sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek beni hiçe saydığın için vazgeçtim.

* Tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim ve tek neden sen olduğun için vazgeçtim.

* Bencil olduğun için vazgeçtim.

* Bunlardan sadece bir tanesi senden vazgeçmem için yeterli değildi, çünkü sevgim yüceydi.

* Ama hepsini düşündüğümde senin benden çoktan vazgeçtiğini anladım.

* Bu yüzden ben de senden vazgeçtim...

Frida Kahlo

devamı...
şu vakit kayda geçmiştir: 14:45 ve bu konuda 0 tane ahkâm vardır
 
kendime not;

Sen Hz. Ali misin ki
Hz. Fatıma istiyorsun?

Öncekiler
Arşiv
Link Bankası
müellifi

aksi belirtilmedikçe bsm

Designed by

bsm
rss








bsm
Counter
Free Counter

Web Stats